top of page
Mezopotamya’nın Büyülü Işığında: Mardin ve Fırat Şenol ile Mardin Bienali
22-24 Mayıs 2026
Sanat tarihçisi, akademisyen ve yazar Fırat Şenol anlatımıyla ve Profesyonel rehberlik eşliğinde
A+A Creative House Kürasyonu ile

Bu özel deneyim, Mardin Bienalinin mekânlarını, Mardin’in çok katmanlı güçlü mimari, tarihi ve gastronomi kültürünü bir araya getiriyor.

Mardin…Taşın ışıkla konuştuğu, gölgenin hikâye anlattığı ve zamanın farklı katmanlarda aynı anda aktığı eşsiz bir şehir.

Bazı şehirler vardır; yalnızca görülmez, katman katman okunur.

Mezopotamya ovasına bakan taş terasları, binlerce yıllık inanç mirası ve benzersiz mimarisiyle Mardin, dünyanın en büyüleyici şehirlerinden biridir, zamana karşı duran bir sahnedir.

Taş sokaklarda yürürken karşınıza çıkan bir sanat yerleştirmesi…Mezopotamya ovasına bakan bir terasta içilen Süryani kahvesi…Yüzyıllık manastırların avlularında yankılanan hikâyeler…

Mezopotamya ovasına hâkim bu kadim coğrafyada; manastırlar, antik yerleşimler, ibadet yapıları ve sivil mimarinin en zarif örnekleri arasında ilerlerken, şehrin çok katmanlı hafızasını mimari, sanat ve hikâyeler üzerinden okuyoruz.

Yüzyıllar boyunca farklı inançların, dillerin ve kültürlerin iç içe geçtiği bu şehir,mimari ve hafızanın benzersiz bir uyumla varlığını sürdürdüğü nadir coğrafyalardan biridir.


Detaylı program ve başvuru için lütfen iletişime geçiniz.

Bu program, Mardin’i görmek için değil; onu derinlikli bir anlatı, seçilmiş mekânlar ve özel erişimlerle deneyimlemek için tasarlandı.

 

Bu program, A+A Creative House kürasyonu ile özel olarak hazırlanmış, uluslararası standartlarda kurgulanmış bir bienal deneyimidir.

Bu deneyimin merkezinde, bu yıl 7.’si düzenlenen Mardin Bienali yer alıyor. Bienalin bu yılki kavramsal çerçevesi “GÖKzemin”, zıtlıklar arasında kurulan görünmez ilişkileri Mardin’in özgün coğrafyasında yeniden düşünmeye davet eder.

Gökyüzü ile yeryüzü, geçmiş ile şimdi, bireysel olan ile kolektif hafıza arasında kurulan bu hat;izleyiciyi doğrusal olmayan, katmanlı bir deneyimin içine çeker. Bu yaklaşım, bienali yalnızca izlenen bir sergi olmaktan çıkarır; mekânla, hafızayla ve algıyla kurulan yaşayan bir deneyime dönüştürür.

Kadim mimari ile çağdaş üretim arasında kurulan bu hassas denge, Mardin’i yalnızca tarihsel bir şehir olarak değil; yaşayan bir sanat sahnesi olarak konumlandırır.


Kimler İçin?

• Çağdaş sanatı tarihsel bağlamıyla deneyimlemek isteyenler

• Kültür, mimari, sanat ve gastronominin kesiştiği rotaları tercih edenler

• Özenle tasarlanmış prestijli deneyimleri seçenler


Bu Deneyimi Ayrıcalıklı Kılan

• Bienal mekânlarına odaklanan özel rota

• Kürasyon kapsamında seçilmiş üretim ve buluşma alanlarına erişim

• Sanatçı karşılaşmaları içeren sınırlı sayıda programdan biri

• Tarihi mimari ile çağdaş sanatın iç içe geçtiği benzersiz deneyim

• Mezopotamya ovasına açılan özel duraklar

• Çok katmanlı kültürel yapıyı deneyimleyen rota

• Seçkin gastronomi durakları


Tarih & Kontenjan

22–24 Mayıs

Bu deneyim, sınırlı sayıda katılımcı ile gerçekleştirilmektedir.

 

Anlatım & Rehberlik

Bu deneyim, çift katmanlı bir anlatı kurgusu ile ilerler.

Sanat tarihçisi, akademisyen ve yazar Fırat Şenol’un derinlikli yorumlarıve profesyonel rehberlik eşliğinde, her durak yalnızca görülmez; tarihsel, kültürel ve sanatsal bağlamı içinde okunur.

Bu yaklaşım, deneyimi klasik bir gezinin ötesine taşıyarak entelektüel derinliği olan çok katmanlı bir keşfe dönüştürür.

 

Mimari & Kültürel Katman

Mardin, kesme taş mimarisi, kemerli geçişleri ve teraslı yerleşimiyle Mezopotamya’ya bakan bir sahne gibidir.

Sivil mimarinin zarif örnekleri, dini yapılar ve anıtsal mekânlar; ışığın gün boyunca değişen etkisiyle sürekli dönüşen bir atmosfer yaratır.

Abbaralar, avlular ve taş işçiliği; şehri yalnızca estetik bir bütün değil, yaşayan bir mimari organizma haline getirir.


Gastronomi

Bu deneyimin önemli bir katmanı da Mardin’in köklü mutfak kültürüdür.

Süryani, Arap ve Anadolu geleneklerinin kesişiminde şekillenen bu mutfak; baharat dengesi, uzun pişirme teknikleri ve kuşaktan kuşağa aktarılan tariflerle öne çıkar.

Gastronomi burada yalnızca bir tat değil; coğrafyanın kültürel hafızasının bir parçasıdır.

Program boyunca:• Bölgenin gastronomik hafızasını yansıtan seçkin sofralar• Yerel ürünler ve mevsimsel malzemelerle hazırlanan menüler• Geleneksel lezzetlerin rafine sunumlarla deneyimlenmesi yer alıyor.

 

PROGRAM

22 Mayıs Cuma

İstanbul Mardin

08.20-10.25 Türk Hava Yolları - TK2674

 

Sabah 10.25 civarında Mardin Havalimanı’nda karşılanıyor ve şehir merkezine transfer oluyoruz.

Konaklayacağımız İzala Butik Otel, Mardin’in tarihi merkezinde yer alan zarif bir taş konaktır. Mezopotamya ovasına bakan terasları ve geleneksel Mardin mimarisini yansıtan yapısıyla şehrin atmosferini en iyi hissedebileceğiniz otellerden biridir. Merkezi konumu sayesinde Mardin’in tarihi sokaklarını yürüyerek keşfetmek mümkündür.

Yerleşmenin ardından Mezopotamya ovasına hâkim bir noktada çay, kahve ve Süryani çöreği eşliğinde Mardin’e ilk bakışımızı yapıyoruz. Mahlep ve baharatlarla hazırlanan bu geleneksel çörek, Süryani mutfağının en karakteristik lezzetlerinden biridir.

Ardından Mardin şehir merkezinde yürüyüşle keşfimize başlıyoruz. İlk duraklarımızdan biri Eski PTT Binası. 19. yüzyıl Mardin sivil mimarisinin en zarif örneklerinden biri olan bu yapı, kesme taş mimarisi ve kemerli cepheleriyle şehrin karakteristik mimari dilini yansıtır.

Yürüyüşümüz sırasında Mardin’in meşhur abbaralarından geçiyoruz. Taş evlerin altından geçen bu tonozlu geçitler yalnızca mimari bir çözüm değil; aynı zamanda şehrin sosyal hayatının bir parçasıdır. Yüzyıllar boyunca bu dar taş koridorlardan kim bilir kaç hikâye, kaç gizli buluşma ve kaç aşk geçmiştir.

Öğle yemeğimizi Mardin’in en bilinen ustalarından biri olan Kebapçı Yusuf Usta’da alıyoruz. Mardin mutfağının en otantik adreslerinden biridir.

Ardından Mardin Bienali mekânları arasında yer alan Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi ve tarihi Kervansaray’ı ziyaret ediyoruz. Mardin’in taş mimarisinin en güzel örneklerinden olan bu yapılar bienal süresince çağdaş sanat sergilerine ev sahipliği yapmaktadır.

Sonrasında Deyrulzafaran Manastırı’na gidiyoruz. (Mardin Bienali Mekânı)5. yüzyıldan bu yana Süryani Ortodoks dünyasının en önemli dini merkezlerinden biri olan bu manastır, uzun yıllar boyunca Süryani Patrikliği’nin merkezi olmuştur. Mezopotamya ovasına bakan konumu ve etkileyici mimarisiyle Mardin’in en önemli tarihi yapılarından biridir. Bienal kapsamında bu kadim yapı çağdaş sanat eserleriyle yeni bir anlam katmanı kazanır.

Programımızın devamında A+A Creative House kürasyonunda seçilmiş sanatçıların üretim mekânlarını ziyaret ediyoruz.

Ardından Mardin’in çok kültürlü tarihini yansıtan yapılardan biri olan Protestan Kilisesi’ni ziyaret ediyoruz. 19. yüzyılda inşa edilen bu yapı, Mardin’in farklı inançların birlikte yaşadığı tarihsel dokusunun önemli örneklerinden biridir.

İsteyen misafirlerimizle akşamüstü Arura Otel terasında “Kırlangıç Saati” sunumuna katılıyoruz. (Uygunluk durumuna göre) Mardin’de gün batımına verilen bu isim, gökyüzünde süzülen kırlangıçların eşlik ettiği Mezopotamya manzarasını ifade eder. Bu saat, Mardin’in en şiirsel anlarından biridir.

Akşam yemeğimizi canlı müzik eşliğinde Leyli Konağı’nda alıyoruz. Mardin’in en zarif taş konaklarından biri olan Leyli Konağı, geleneksel Mardin mutfağını modern bir yorumla sunan ve uluslararası misafirler tarafından da şehrin en sevilen restoranlarından biridir.


23 Mayıs Cumartesi

Sabah kahvaltının ardından Mezopotamya ovasına doğru hareket ediyoruz.

İlk durağımız Dara Antik Kenti. (Mardin Bienali Mekânı) Roma döneminde önemli bir sınır garnizonu olan Dara, devasa nekropol alanları ve gelişmiş su kanalları sistemleriyle Mezopotamya’nın en etkileyici arkeolojik alanlarından biridir. Bienal sergisi ve agora gezisi ile bu antik kent çağdaş sanat yerleştirmeleriyle farklı bir deneyim sunar.

Tarihi İpek yolu üzerinden Kızıltepe’ye hareket

Öğle yemeğimizi Kızıltepe’de Yörem Restaurant’ta alıyoruz. Burada bizim için özel bir sofra kurulacak ve Mezopotamya mutfağının en karakteristik yemeklerini birlikte deneyimleyeceğiz.

Ardından Ateşler Hamamı’na (Mardin Bienali Mekânı) gidiyoruz. Tarihi bir hamam yapısı olan bu mekân bienal kapsamında çağdaş sanat yerleştirmelerine ev sahipliği yapmaktadır.

Programımızın devamında A+A Creative House kürasyonunda seçilmiş sanatçıların üretim mekânlarını ziyaret ediyoruz.

Akşamüstü Mardin merkezde serbest zaman. İsteyen misafirlerimizle Mezopotamya ovasına karşı Sinek Cafe’de buluşuyoruz.

Akşam yemeğimizi Cercis Murat Konağı’nda alıyoruz. Restoranın mutfağı uluslararası gastronomi dünyasında önemli bir yere sahip olan Şef Ebru Baybara Demir tarafından yönetilmektedir. Baybara Demir; gastronomi alanında sürdürülebilir tarım, yerel üreticileri destekleme ve Anadolu mutfağını dünyaya tanıtma çalışmalarıyla uluslararası ödüller kazanmış ve dünyanın önemli gastronomi platformlarında tanınan bir şeftir.

 

24 Mayıs Pazar

Sabah kahvaltının ardından Midyat’a doğru yola çıkıyoruz.

İlk durağımız Mor Gabriel Manastırı. 4. yüzyılda kurulan bu manastır Süryani Ortodoks dünyasının en eski ve en önemli manastırlarından biridir. Yüzyıllardır bölgenin dini ve kültürel hayatında merkezi bir rol oynamaktadır.

Ardından Anıtlı (Hah) Süryani Köyü’ne gidiyoruz. Bu köy, Süryani kültürünün hâlâ canlı biçimde yaşadığı nadir yerleşimlerden biridir.

Köyde Süryani bir aile evinde özel öğle yemeği alıyoruz. Bu sofrada Süryani mutfağının geleneksel yemeklerini deneyimleme fırsatı bulacağız.

Ardından Mezopotamya ovasına bakan Meryem Ana Kilisesi’ni ziyaret ediyoruz. Anıtlı (Hah) Köyü’nde yer alan bu kilise, Süryani Ortodoks geleneğinin bölgedeki önemli ibadet mekânlarından biridir. Taş mimarisi ve Mezopotamya ovasına hâkim konumuyla etkileyici bir atmosfere sahip olan kilise, yüzyıllardır bölge halkının ziyaret ettiği bir inanç merkezidir. Yerel halk arasında burada edilen duaların ve tutulan dileklerin kabul olacağına inanılır. Kilisenin bulunduğu nokta aynı zamanda Mezopotamya ovasını panoramik olarak izleyebileceğiniz en etkileyici duraklardan biridir.

Sonrasında Midyat gezisi yapıyoruz.Süryani taş mimarisinin en etkileyici örneklerini barındıran Midyat, yüzyıllar boyunca farklı kültürlerin birlikte yaşadığı önemli bir yerleşim olmuştur. Özellikle sarı kalker taşından yapılan işlemeli konakları, kemerli avluları ve dar sokaklarıyla bölgenin en karakteristik mimari dokularından birine sahiptir. Midyat aynı zamanda telkâri adı verilen ince gümüş işçiliğiyle ünlüdür; bu geleneksel zanaat yüzyıllardır Süryani ustalar tarafından sürdürülmektedir. Tarihi taş konakları, manastırları ve zanaat atölyeleriyle Midyat, Mezopotamya’nın kültürel çeşitliliğini en iyi yansıtan yerleşimlerden biridir. Günün farklı saatlerinde taş konakların yüzeyinde değişen ışık, Midyat’a kendine özgü büyüleyici atmosferini kazandırır.

Programın sonunda Mardin Havalimanı’na transfer.

Mezopotamya ovasına bakan taş şehirde geçen bu üç günün ardından, Mardin Bienali’nin çağdaş sanatla kurduğu güçlü ilişkiyi, sanatçılarla yapılan buluşmaları ve bu kadim coğrafyanın kültürel hafızasını geride bırakarak İstanbul’a dönüyoruz. Bu yolculuk, Mardin’i yalnızca görülen bir şehir değil; sanat, tarih, mimari ve hafızayla hissedilen bir deneyim olarak hatırlatacak. 

20.05 – Mardin → İstanbul uçuşu

 

Fiyata Dâhil Olan Servisler:

  • 2 gece konaklama ve kahvaltı

  • 2 akşam yemeği

  • 3 öğle yemeği

  • Müze girişleri ve tüm girişler

  • Fırat Şenol anlatımı

  • Profesyonel rehberlik hizmeti

  • Otel – havalimanı – otel transferleri

  • Programdaki tüm transferler

  • TÜRSAB Sigortası

 

Fiyata Dahil Olmayan Servisler

  • Uçak bileti

  • İçecekler

A+A Creative House

(+90) 212 217 3441

(+90) 532 421 4231

 

© 2025 by A+A Creative House. Powered and secured by Wix 

 

bottom of page